Büyümediysen Gelişemiyorsun

Yetişkin eğitimlerinde eski usul, bir hoca anlatsın diğerleri dinlesin ve öğrensin artık terk edilmiş (henüz terk etmeyenlerin de etmesi gerektiği bilimsel olarak kanıtlanmış) bir yaklaşım. 

Farklı öğrenme stillerine göre zenginleştirilmiş içeriğin yanında bolca tartışma ve kavramları deneyimleme imkânı sunmak artık tartışılmayan gerek şartlar… 

Öte yandan bu da bazıları için yeterli olmuyor; onlar eğlenmek istiyorlar!.. 

Zülfü Livaneli, bunu “eğlence fetişizmi” diye adlandırıyor*. Bu tipler edebiyattan da sinemadan da beklediklerini eğitimden de bekliyorlar: sıkılmamak, düşünmemek, hep eğlenmek!.. 

Eğitim esnasındaki vaka çalışmasında gereken başarıyı gösteremeyen, pekiştirme, tekrar safhasında önceden aktarılmış bilgileri anımsamayan birinin “sıkıldım” diye yorum yaptığına bile şahit oldum. 

Bu profillerin hayıflandıkları bir başka şey de şu: “hep aynı şeyler”. “Aynı eğitimi daha önce de almışlar!..”

Şikayet etmekten, hayıflanmaktan soramadıkları soru ise şu: 

Şirketim daha önce bu eğitimi aldığımı bildiği halde neden bana daha önce aldığım eğitimleri aldırıyor? 

Yanıt şirketin çok zengin olması ya da eğitim bölümlerindekilerin işlerini yarım yamalak yapmaları değil!.. 

Değerli arkadaşım, mesleğinde daha başarılı olman, ilerleyebilmen için gerekli yetkinlikleri kazanamadığın, davranış değişikliklerini gösteremediğin için aynı eğitimleri tekrar alıyorsun. Yeterince başarılı olamamış (sınıfta kalmış) öğrencilerin sınıf tekrarı gibi… 

Başta ifade ettiğim eğlenme konusuna dönersem; güzel vakit geçirmeye, eğlenmeye elbette karşı değilim. 

Öte yanda amaç gelişmekse, davranış değişikliğiyse bunun öncelikli hedef olabilmesi mümkün değil. 

İyi bir doktor, güvenilir bir avukat, başarılı bir mühendis, konusunda referans gösterilen bir bilim insanı olmak için gerek şartlar neyse iyi bir satıcı, başarılı bir müzakereci, örnek gösterilen bir yönetici olmak için de benzer gerek şartlar geçerli: 

– Dert edeceksin,

– Düşüneceksin, 

– Sorgulayacaksın,

– Sıkılacaksın,

– Okuyacaksın, araştıracaksın,

– Çalışacaksın,

– Sabredeceksin, 

– Çaba sarf edeceksin… 

Özetle her ne istiyorsan onun bedelini maddi, manevi ödeyeceksin. 

Bunu yapmayı reddediyorsan kariyerine etki edebilecek kişilerin yüzüne karşı veya gıyabında yapacakları yetkinlik değerlendirmesinin sonuçlarına -ne kadar rahatsız edici olsa da- katlanacaksın… 

Biraz ileri giden bir benzetme olabilir ama yine de paylaşmak istiyorum: yetkinlik değerlendirmelerini cezai ehliyet değerlendirmelerine benzetiyorum. 

Hukukta, cezai ehliyet değerlendirmesini 2 yeteneğe göre yapıyorlar: 

1. Algılama Yeteneği

2. Davranışlarını Yönlendirme (İrade) Yeteneği. 

Yaşça küçük (çocuk) olmak ve akıl- ruh sağlığındaki bozukluklar ise cezai ehliyet sınırlarını belli seviyelerde daraltıyor.  

Akıl- ruh sağlığı açısından kendimizi sağlıklı kabul edersek, daha fazla sorumluluk alabilmemiz cezai ehliyetimizle orantılı yani büyümüş olmamız gerekiyor. 

Büyümek sorumluluk alabilmek, davranışını seçebilmek demek. 

Eğer büyümüşsen kendi hayatının sorumluluğunu da alabiliyorsun. 

Kendi sorumluluğunu üstlenen insan da örneğin kişisel ve mesleki gelişim sorumluluğunu başkasına devretmeye çalışmıyor, beni bir motive etsin demiyor, ne yapması gerekiyorsa onu yapıyor! 

Özetle büyümeyen gelişemiyor da!.. 

*: Livaneli’ nin Penceresinden. Nehir Söyleşi- Zafer Köse, Doğan Kitap. 

Leave a Reply